Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ve Japonya'nın ortak çabaları, küresel sorunlara yönelik yapıcı çözümlerin önünü açabilir

- 'Köklü medeniyetlere sahip ülkeler olarak Türkiye ve Japonya'nın ortak çabaları, küresel sorunlara yönelik yapıcı çözümlerin önünü açabilir' - 'İsrail'in soykırımı ve işgali sonucu çocukların açlıktan öldüğü, hastanelerin çalışamaz hale geldiği, şehirlerin harabeye döndüğü, milyonlarca insanın en temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığı bir tabloya şahit oluyoruz. Bu facia bütün insanlığın meselesidir. Biz Türkiye olarak susmadık, susmayacağız' - 'Japonya'nın barışı önceleyen irfanı, uluslararası hukuka bağlılığı ve vicdani hassasiyeti bu süreçte pek kıymetlidir. Türkiye'nin bölgesel tesiri ve insani yardım kapasitesiyle birleştiğinde ortaya vakur ve güçlü bir ortaklık çıkacaktır'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Köklü medeniyetlere sahip ülkeler olarak Türkiye ve Japonya'nın ortak çabaları küresel sorunlara yönelik yapıcı çözümlerin önünü açabilir.' ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal'den yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaleme aldığı ve Asya'nın iki ucundan dünyaya ortak vicdan çağrısı yaptığı makalesinin, Japonya'nın önemli gazetelerinden Nikkei Shimbun'da Japonca ve İngilizce olarak yayımlandığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın makalesinde, Türkiye ile Japonya arasındaki dostluk köprüsünün yalnızca resmi belgelerden değil, ortak vicdandan, insani yardımlardan ve tarihi hatıralardan beslendiğini vurguladığını aktaran Duran, Erdoğan'ın Marmaray'dan Osmangazi Köprüsü'ne, Boğaz'daki ikinci köprü Fatih Sultan Mehmet'ten Haliç Köprüsü'ne kadar birçok eserde Türk azmi ile Japon mühendisliğinin el ele verdiğini, bu işbirliğinin sadece çelikten ve betondan değil, güven, samimiyet ve gönül bağından oluştuğunu ifade ettiğini bildirdi.

Duran, Erdoğan'ın ayrıca, küresel krizler karşısında Türkiye-Japonya işbirliğinin insanlık için yapıcı çözümler üretebileceğine dikkati çektiğini, insani diplomasinin önemine işaret ederek TİKA ile JICA'nın ortak projelerini örnek gösterdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaleme aldığı makale, İletişim Başkanlığının internet sitesinde de paylaşıldı.

Erdoğan, makalesinde, Türkiye ile Japonya'yı birbirine bağlayan gönül köprüsünün resmi belgelerden daha güçlü, tarihten ve insanlık vicdanından beslenen bir köprü olduğunu ifade etti.

Bu dostluk köprüsünün temellerinin tarihin içinden süzülüp gelen ve insanların kalplerine dokunan hatıralarla şekillendiğini belirten Erdoğan, 1890'da Ertuğrul Fırkateyni'nin Kushimoto açıklarında yaşadığı elim kazanın bu bağın sembollerinden biri olduğunu, o gün Japon halkının sergilediği şefkat ve ihsanın Türk insanının hafızasında derin yer edindiğini, iki ülkenin münasebetlerini insani temele oturttuğunu anlattı.

Aradan geçen uzun yıllar içinde bu dostluğun altyapı projeleri, teknoloji, eğitim, kültür gibi pek çok alanda kendini gösterdiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

'Marmaray'dan Osmangazi Köprüsü'ne, Boğaz'daki ikinci köprümüz Fatih Sultan Mehmet'ten Haliç Köprüsü'ne kadar nice eserde Türk azmiyle Japon mühendisliği el ele vermiştir. Bu eserler yalnızca çelikten ve betondan oluşmamıştır; her biri iki ülkenin feraseti, ittifakı ve gönül bağının sembolüdür. İstanbul'daki Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ise bu işbirliğinin sağlık sahasında sergilenen en parlak nişanelerindendir. Üstelik bu kardeşlik ve işbirliği ülkelerimizle sınırlı kalmamış, geçmişte Orta Doğu coğrafyasında kendini somut olarak göstermiştir. Türk müteahhitlerin azmi ile Japonların titiz mühendisliği birleştiğinde herkesin örnek aldığı projeler zuhur etmektedir. Bütün bunlar göstermektedir ki bizim ortaklığımız güven, samimiyet ve vakar üzerine inşa olunmuştur.

Önümüzdeki dönemde de Afrika ve Orta Asya'da şirketlerimizin ortak altyapı, enerji, ulaştırma ve diğer kalkınma projelerini birlikte hayata geçirebilecekleri bir potansiyel mevcuttur. Ayrıca, Ukrayna ile Suriye'nin yeniden imar süreçlerinde Türkiye-Japonya işbirliğinin somut projelerle büyük fark ve değer oluşturabileceği izahtan varestedir.'

- 'Artık hiçbir devlet tek başına küresel meseleleri çözüme kavuşturamamakta'

Bugün gelinen noktada uluslararası sistemin derin buhranlarla sarsıldığının görüldüğünü belirten Erdoğan, küresel ekonominin defalarca sarsıldığını, enerji ve gıda güvenliğinin kırılgan bir hal aldığını ve iklim kaynaklı felaketlerin her köşeyi etkilemeye başladığını dile getirdi.

Teknolojinin süratle ilerlemesinin yeni fırsatlar sunduğu gibi beraberinde ciddi riskleri de getirdiğine işaret eden Erdoğan, bu gelişmelerin hem Türkiye'yi hem de Japonya'yı doğrudan etkilediğini kaydetti.

Erdoğan, 'Çünkü ne coğrafyanın uzaklığı ne de ekonomik güç bu küresel imtihanlardan korunmaya yeterli değildir. Bu tablo bize bir hakikati daha göstermektedir. Artık hiçbir devlet tek başına küresel meseleleri çözüme kavuşturamamaktadır. Tek taraflı teşebbüsler çıkmaza sürüklenmekte, uluslararası kurumlar yetersiz kalmaktadır. Bu noktada köklü medeniyetlere sahip ülkeler olarak Türkiye ve Japonya'nın ortak çabaları, küresel sorunlara yönelik yapıcı çözümlerin önünü açabilir.' değerlendirmesini yaptı.

- 'Halklarımız arasında kadim gönül bağı ve ortak hissiyat var'

Türkiye ile Japonya'yı birbirine yaklaştıran en önemli sahalardan birinin insani diplomasi olduğuna değinen Erdoğan, makalesinde şunlara yer verdi:

'Halklarımız arasında var olan muhabbet, kültürel benzerlikler ve karşılıklı hürmet bize güçlü bir ortak zemin sunmaktadır. İki halk da acılar karşısında sessiz kalmayan, yardıma ihtiyaç duyanlara elini uzatan, izzet ve insan onurunu önceleyen bir anlayışa sahiptir. Bu nedenle dış politikada müşterek hareket etmemiz çok daha kolaydır. Çünkü devletler arası işbirliğinin ötesinde halklarımız arasında kadim gönül bağı ve ortak hissiyat vardır. Sivil toplumlarımız, yardım kuruluşlarımız, kalkınma ajanslarımız ve diğer ilgili kurumlarımız yıllardır yan yana çalışmaktadır. TİKA ile JICA'nın farklı coğrafyalarda gerçekleştirdiği projeler bunun en müşahhas misallerindendir. Dolayısıyla mesele yalnızca devletler arası işbirliği değil, mesele aynı zamanda halklarımızın vicdanını siyasete yansıtmaktır.'

Bu insani diplomasi zemininden hareketle uluslararası krizlere bakılması zorunluluğu bulunduğunu ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Dünya, hiçbir devletin tek başına üstesinden gelemeyeceği gailelerle karşı karşıya. Pandemiler, harpler, işgaller, göç dalgaları, ekonomik dalgalanmalar ve tabii afetler ülkelerin tek başlarına altından kalkamayacakları, bölgesel ve küresel dayanışma ve işbirliklerini zorunlu kılan meydan okumalardır. Türkiye ve Japonya on yıllardır doğal afetlerde, özellikle depremlerde birbirlerine destek olagelmiştir. Ülkemizde 2023 yılında meydana gelen deprem felaketi sonrasında Japonya'nın kıymetli destekleri milletimizce unutulmayacaktır. Türkiye de 2011 yılında Japonya'da yaşanan deprem ve tsunami felaketleri sonrasında dost elini Japon halkına uzatmıştı. Gelecekte de bu gibi afetlerde birbirimizi karşılıklı olarak desteklemeye devam edeceğimiz hususunda hiçbir tereddüdüm bulunmamaktadır.'

- 'Tam da bu sebeple elzemdir'

Bunların her birinin sınır tanımayan, küresel mahiyette imtihanlar olduğunu belirten Erdoğan, 'Eğer devletler birbirine sırtını dönerse belirsizlik artar, öngörülemezlik derinleşir, istikrarsızlık her yere sirayet eder. Ama eğer güven temelinde işbirliği yapılırsa, belirsizlik kontrol altına alınabilir, öngörülemezlik azaltılabilir. Türkiye ile Japonya'nın müşterek hareket etmesi tam da bu sebeple elzemdir.' ifadelerini kullandı.

Erdoğan, iki ülkenin birbirini tamamlayan tecrübelerinin, coğrafi erişiminin ve insani duyarlılığının dünya çapında fark yaratabileceğini vurgulayarak, 'Biz bu iradeye sahibiz ve birlikte hareket ettiğimizde çözüm üretme kudretimizin yüksek olduğuna inanıyoruz.' değerlendirmesini yaptı.

Gazze'ye de değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

'Bütün bu çerçeveden sonra Gazze'ye temas etmek isterim. Çünkü Gazze bugün insanlığın vicdanını en ağır imtihanlardan biriyle karşı karşıya bırakmaktadır. İsrail'in soykırımı ve işgali sonucu çocukların açlıktan öldüğü, hastanelerin çalışamaz hale geldiği, şehirlerin harabeye döndüğü, milyonlarca insanın en temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığı bir tabloya şahit oluyoruz. Bu facia bütün insanlığın meselesidir. Biz Türkiye olarak susmadık, susmayacağız. Ateşkesin sağlanması, insani yardıma engelsiz erişim ve masum sivillerin korunması için her platformda gayret sarf ediyoruz. Ancak biliyoruz ki sesimiz daha gür çıkmalı, tesirimiz daha geniş olmalı.

Japonya'nın barışı önceleyen irfanı, uluslararası hukuka bağlılığı ve vicdani hassasiyeti bu süreçte pek kıymetlidir. Türkiye'nin bölgesel tesiri ve insani yardım kapasitesiyle birleştiğinde ortaya vakur ve güçlü bir ortaklık çıkacaktır. Bugün yapılması gereken, ateşkesi temin edecek diplomatik gayretleri artırmak, insani yardımları daha düzenli ulaştırmak, çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçları için kaynaklar oluşturmak ve en önemlisi iki devletli çözüm temelinde adil barışı sahiplenmektir. Böylelikle Gazze'de sadece yaraları sarmakla kalmaz, aynı zamanda geleceği ihya edecek bir ümit de doğurabiliriz.'

- 'Bugünün buhranlarını aşmak için de büyük bir imkan'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Japonya'nın dostluğu geçmişin güzel bir hatırasından fazlası olarak bugünün buhranlarını aşmak için de büyük bir imkan olduğunu, uluslararası sistemin sarsıldığı, güvenin zedelendiği bir devirde iki ülkenin birlikte hareket etmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Erdoğan, 'Geldiğimiz bu noktada Gazze'deki zulme karşı dünya olarak da aynı dayanışmayı göstermek hem tarihi mesuliyetimizin hem de insanlık vakarının gereğidir. Dayanışmanın somut adımlara dönüşmesi, barışın, adaletin ve vicdanın güçlenmesine zemin hazırlayacaktır. Çünkü dünya ancak ortak irade ve çabalar sayesinde daha adil, daha güvenli ve daha insani bir geleceğe kavuşabilir.' ifadelerini kullandı.