Hatay, son yıllarda iklim koşullarının sert değişimlerine tanıklık etmeye devam ediyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yılı kentte son 65 yılın en kurak yılı olarak kayıtlara geçti. Kuraklık süreci, bölgedeki tarımsal üretimi ve su kaynaklarını derinden etkiledi. Barajlardaki su seviyeleri kritik düzeylere geriledi ve birçok üretici, su kıtlığıyla mücadele etmek zorunda kaldı.
Ancak yeni yıl ile birlikte beklenen yağışlar, bölge için rahatlatıcı bir gelişme gibi görünse de kısa sürede aşırı yağışa dönüştü. Ocak ayının ilk 20 gününde etkili olan yağışlar, özellikle Antakya ilçesine bağlı Aşağıoba Mahallesi çevresinde büyük hasara yol açtı. Dere yataklarının taşması sonucu tarım arazileri suyla kaplandı ve bölgedeki ekili alanlar ciddi şekilde zarar gördü.
Geçen yıl kuraklık nedeniyle verimin düştüğü Amik Ovası da bu kez yağışların etkisiyle sular altında kaldı. Uzun yıllardır tarımsal üretim için hayati önem taşıyan ova, bu yıl iki uç nokta arasında gidip gelen iklim koşullarıyla karşı karşıya kaldı. Çiftçiler, kuraklığın ardından gelen aşırı yağışın yarattığı tahribatın, hem ürün kaybına hem de toprak verimliliğinde düşüşe neden olabileceğine dikkat çekiyor.
Bölge çiftçilerinden Mehmet Kartal, yeni yılın başından itibaren etkili olan yağışlı havanın tarım arazilerini su altında bıraktığını söyledi. Kartal, geçen yıl kuraklıkla mücadele ettiklerini, bu yıl ise aşırı yağış nedeniyle aynı sorunla yeniden karşı karşıya kaldıklarını belirtti.
Kartal, “Yoğun yağışlar nedeniyle ekili alanlar zarar gördü. Kanal taşması sonucu tarlalarımız suyla doldu. Bu durum, hem ürün kaybına hem de toprak yapısında olumsuz etkiye yol açtı” dedi. Çiftçiler, benzer olayların tekrarlanmaması için bölgede su yönetimi ve altyapı çalışmalarının hızlandırılmasını istiyor.
Hatay’da yaşanan bu gelişmeler, iklim değişikliğinin tarım ve su kaynakları üzerindeki etkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Kuraklıkla mücadele eden üreticilerin, kısa süre içinde aşırı yağış ve taşkınla karşılaşması, bölgedeki tarımsal planlamanın ve altyapının iklim değişikliğine göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini gösteriyor.






